5 Aralık 2014 Cuma

Bir veda mektubu

Sana bir özür borçluyum...

Çünkü seni sevdim. Gerçekten tüm kalbimle sevdim seni. Bunu bilmeni isterim öncelikle.

Tıpkı benim için kendini zorladığın, başka kimselere açmadığın gibi bana kendini açtığın için sana kocaman bir teşekkür borçluyum. Daha önce de söyledim, ben kendimden başka kimsenin bir başkasını böyle güzel sevdiğini görmemiştim seninle tanışana kadar. Sevgin ve sevişin, seninleyken gözlerimi dolu dolu yapardı mutluluktan, şimdi de yapıyor mutluluğu eksik olaraktan.

İçim rahat çünkü senin gururunu asla kırmadım, seni asla aldatmadım ve asla hiçbir konuda en ufak bir yalan söylemedim sana. Tüm kalbimi içtenlikle sonuna kadar açtım sana Esra. Ve bundan gurur duyuyorum. Çünkü benim için çok zor bir şeydi kalbimi birisine açmak. Bu zor şeyi seninle birlikte başarabilmiş olmak, bunun altında senin gibi bir kadının imzasının olması gurur verici.

Sana kadınım dedim, seni kadınım olarak gördüm ve erkeğin olarak sana layık olmaya çalıştım. Yer yer hatalarım oldu, bazen sert çıkıştım bunu kabul ediyorum. Hatalarımı düzeltmeye çalıştığım kadar (çoğunu başardığımı düşünüyorum) sert çıkışlarımın sebebinin yanlış gördüğüm şeyleri düzeltme çabamı çok ciddiye almamdan kaynaklanıyor olduğunu bilmeni isterim. Sana borçlu olduğum özür işte bu süreçlerde seni haddinden fazla üzmüş, bazen ağlatmış olmamdan dolayıdır.

Asla seni üzmekten çekinmedim. Ama asla seni ağlatmak değildi niyetim. Haddinden fazla olan, tüm aşırılıklarım için özür dilerim. İnsanlar hata yapabilirler. Büyüklüğüne sığınıyor ve beni affetmeni diliyorum.


Herşeyin çok ani geliştiğini biliyorum. Anlamakta, inanmakta zorlanmış olabilirsin. Sorumluluğun tamamı bana ait olmakla birlikte, konunun bu noktaya gelmesi ikimizin tutumundan kaynaklanmaktadır. Konuyu bu noktalara getirtmeyebilirdim. Bana verdiğin sözlerden birini kullanıp istediğim cevapları senden alabilirdim. En son sana verdiğim cezanın gereği olarak istediğim cevabı alabileceğimi ikimiz de biliyoruz.

Ama sen hep olmak istediğin kadar benim kadınım oldun. Bu şu demek; senin özgür iradene rağmen sana sahip olamam... Pazar günkü tartışmamız da buna bir örnek teşkil ediyor.
Özgür iraden ile sana sorduğum basit bir soruya cevap vermedin. Sana dedim ki "bu soruya cevap vermezsen ben bu ilişkiden çekiliyorum". Buna rağmen cevap vermemeyi seçtin. Yani sakladığın sır ne ise, benim kadınım olmaktan daha fazla önem teşkil ediyordu senin için.
Ben sadece sana, ve senin cevapsız kalma hakkına saygı duydum. Duymak zorunda hissettim kendimi. Ama ne yazık ki konunun gelişimi gereği; bu cevabı almamak benim için kabul edilebilir bir şey değildi. Kabul edilebilir olmadığını çok açık ve net bir şekilde anlattığımı düşünüyorum. Neredeyse bir saatten fazla "bu cevapsızlığın" kabul edilemeyeceğini; cevap veremiyorsan neden cevap veremediğini, bunu da açıklayamadığın halde (tam kelimeleri bunlar olmasa da) ortaya beni yatıştıracak bir şeyler koyman gerektiğini anlattım sana.

Cevapsız kaldın...

Daha ılımlı olurum dedin. Daha bir çok şey söyledin... Bir çok güzel şey söyledin... Söylemesi zor, anlamı çok derin bir çok şey söyledin.
Hani ilk defa "seni seviyorum" diyene kadarki süreçte, içimizde tutmamız, dilimizin ucuna gelipte zorla tuttuğumuz "seni seviyorum" cümlesinden defalarca daha zor cümlelerden binlerce söyledin bana...

Üzücü olan şu ki; bana söylemediğin şey... Ben anlıyorum söylediğin sözlerin (her ne kadar yeri ve zamanı bu olmasa da) derinliğini. Demek ki, ilişkimizin bitmesini bile göze almak daha kolaydı senin için...

İşte bunu göze alabiliyor olman; sana "cevap vermez isen ayrılmak istiyorum" diyor olmama rağmen, Seni uyarıyor olmama rağmen uyarılarımı hiçe sayarak cevapsız kalman dır bu ilişkinin bitmesini bende sağlayan...

Bana, bize, erkeğine sahip çıkmanı beklerdim senden.

Dediğim gibi, Sorumluluk benim üzerimde. Bitmemesini sağlayabilirdim, istediğim cevabı alabilirdim. Daha yumuşak bir tutum gösterebilir, biraz bekleyebilirdim.

Yapmadım. Ve bu ilişkinin bitmesinin sorumlusu benim.
Anlatamamışım sana demek ki; her ne cevap verirsen ver senden kopmayacağımı, bağırıp çağırsam da akşam seninle aynı yatağı paylaşacağımı...
Ben anladığını düşünmüştüm... Ne olursa olsun, Dürüst olduğumuz sürece birbirimizi kabul edebileceğimizi.
Dürüst olmamayı seçtin. Belki anlayamadığından, belki korktuğundan, belki paniklediğinden...

Sana düzgün bir şekilde anlatamadığım için kendimi özür dilerim. Elimden geleni yaptım. Elimden gelen yetmediği için beni affet.

Kimseden ayrıldığım için özür dilemedim.
Gerçekten bunun olmasını istiyordum. Bu yeni Arda ilk kez seni sevdi Esra. Elinden geldiği kadar kendisini ortaya koydu buna inan. İstediğim gibi olmadığı için üzgünüm.
Geçmişte yaşadıklarımdan dolayı üzerimde kalan deneyimler ve korkular var... Haklı olduklarından neredeyse emin olduğum korkular. Bu korkular beni pazar günü o cevabı almaya ve HEMEN almaya ittiler.

Korkularımı aşamadığım için üzgünüm. Korkularımı aşamadığın için de üzgünüm. Bunu senden beklemek belki sana ağır bir yük bindirmek bunu biliyorum ama gücüm yetmiyor bunları geride bırakmaya. Aldatıla aldatıla sonunda bu korkular benim bir parçam olmuş gibi...

Beni sert bir adam olmaya itiyorlar...

Hikayenin sonunda godoş olmaktan sa sert olmayı tercih etmek benim yapım...

Ben buyum... Sert çizgilerim var. Oraları geçemez kimseler... Daha doğrusu henüz kimse geçemedi...
Sen din tek aday kimselerin ayak basmadığı topraklarımı fethetmeye...

Hikayemizin sonu gibi gözüken bu günlerde;
Seni tüm kalbimle sevdiğimi,
Geldiğimiz noktadan dolayı yoğun bir üzüntü ve hüsran içerisinde bulunduğumu,
Ayrılık kararımdan dönmediğimi,
Gözlerinden akan her damla yaş için tekrar tekrar özür dilediğimi
bilmeni isterim.

Geleceğin ikimiz için de güzel günler getirmesi dileklerimle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder